Bazen bir müzik duyarsınız takılıp kalırsınız.Belki hiç sizin tarzınız değildir.Belki de hiç sevmediğiniz biri söylüyordur.O an sadece müziğe ve sözlerine kapılmak dışında pek bir şey düşünmezsiniz aslında.Saatlerce başa alıp dinlersiniz.Günlerce haftalarca ilk uyandığınızda aklınızda yine o vardır.
Hareketleriniz müzikle birleşir.Ve hafiften dans etmeye başlarsınız.Belki de daha hızlı dans etmeye başlarsınız.Sadece kapılıp gidersiniz.Belki ağlatır sizi belki de güldürür.Sizi mutlu ettiği kesindir.Hiç bir şey düşünmenize gerek kalmaz sanki onu dinlerken.Gözlerinizi hafiften kapatıp onun büyüsün de kalırsınız belki de.Ağzınızdan onun sözleri dökülür kim bilir..
Bir müziğin belkisi çoktur.İhtimalleri değişir insanlar üzerinde.Ama ama her insan için aynı duyguları hissettiren bir müzik olduğuna inanırım.Bu biraz aşk gibi sanırım.Evet evet bu tek başına müzik için geçerli değil.Aşkta böyle bir şey değil mi ?
Takılıp kalmak , başkasında sevmediğiniz bir çok şeyi onda sevmek , ilk uyandığınızda aklınıza gelmesi , ağlatması veya güldürmesi , mutlu etmesi ve büyüsüne kapılmak... Aşkında belkisi ve ihtimalleri fazladır..
Boşuna binlerce milyonlarca aşk şarkısı yazılmıyor ama dimi ? :):)
15 Mart 2012 Perşembe
13 Mart 2012 Salı
zaman aşımı adaleti...
19 yıl öncesi...Küçüktüm hem de çok küçüktüm.O yaz ateşe bu kadar yakın olduğumu bilmeyecek kadar küçüktüm.Evde ki ağlama seslerini feryatları hatırlamayacak kadar küçüktüm.Ailemin de 35 kişi için içten yandığını görsem de anlamayacak kadar küçüktüm.
Büyüdüm.Ben büyüdüm içimde ki ateşte alevlendi.O yazı hatırlamasam da 35 kişiyi içimde taşıdım.Her 'Madımak Oteli'nin önünden geçerken bende onların acılarını hissettim.Bende alevler içinde yandım her seferinde.Tüylerim diken diken izlerim her gittiğimde de.Her gittiğim de ilk defa görüyormuşum gibi heyecanlanırım içimde ki ince bir sızıyla..
Etrafımda ki insanlardan dinledim.Nasıl bağırdıklarını anlattılar bana gözleri dolu dolu.Nasıl çaresiz olduklarını anlattılar.Bende haykırışları çığlıkları boğazımda düğümlenmiş buldum her defasında.Onlar ne hissettiyse ben de büyüdüm hissettim...
Benim adaletli ülkem kararını yıllar önce vermişti zaten.Hiç kimse suçlu bulunmayacaktı.Davanın kapanması için yollar aranacaktı.Son gelinen durum da zaman aşımı oldu.Zaman aşımı...Geride kalan aileler akrabalar da zaman aşımına uğradı mı acaba ? Her şeyin ilacı olan zaman bu sefer aşıma uğradı ve sönmeyen ateşli yürekleri tekrardan alevlendirdi.Ne garip oysa ki adaleti savunduklarını iddia eden insanlar şu an sadece uyuyorlar.Ve birileri de çıkıp : Ülkemiz ve milletimiz için hayırlı olsun.. diyor.
Dava düştü.Zamanı kullanıp davayı düşürdünüz.Peki sizin zamanınız daha ne kadar biliyor musunuz ? Bilemezsiniz ülkeyi içten içe adaletli kılıyosunuz ya zamanın neye göre aşıma uğrayacağını bilemezsiniz...
Sivas'lıyım dediğiniz zaman bir soru sorarlar size.Yananlardan mısınız ? Yakanlardan mısınız ? Fazla söze ne hacet sanırım...
'Bana şiirlerinde şiirlerin de küfür etme diyorlar usulsüz.Lan bu kadar orospu çocuğunu nasıl anlatayım küfürsüz.' Can Yücel
'19 yıl önce Sivas'ta 35 kişiyi yakarak öldürenler tinerciler değil,kendilerine dindar diyenlerdi.' Can Dündar
Daha ne diyelim ki bu ülkeye.Ne ağıtlar yakalım ne türküler söyleyelim...Hepsi zaman aşımında...
Büyüdüm.Ben büyüdüm içimde ki ateşte alevlendi.O yazı hatırlamasam da 35 kişiyi içimde taşıdım.Her 'Madımak Oteli'nin önünden geçerken bende onların acılarını hissettim.Bende alevler içinde yandım her seferinde.Tüylerim diken diken izlerim her gittiğimde de.Her gittiğim de ilk defa görüyormuşum gibi heyecanlanırım içimde ki ince bir sızıyla..
Etrafımda ki insanlardan dinledim.Nasıl bağırdıklarını anlattılar bana gözleri dolu dolu.Nasıl çaresiz olduklarını anlattılar.Bende haykırışları çığlıkları boğazımda düğümlenmiş buldum her defasında.Onlar ne hissettiyse ben de büyüdüm hissettim...
Benim adaletli ülkem kararını yıllar önce vermişti zaten.Hiç kimse suçlu bulunmayacaktı.Davanın kapanması için yollar aranacaktı.Son gelinen durum da zaman aşımı oldu.Zaman aşımı...Geride kalan aileler akrabalar da zaman aşımına uğradı mı acaba ? Her şeyin ilacı olan zaman bu sefer aşıma uğradı ve sönmeyen ateşli yürekleri tekrardan alevlendirdi.Ne garip oysa ki adaleti savunduklarını iddia eden insanlar şu an sadece uyuyorlar.Ve birileri de çıkıp : Ülkemiz ve milletimiz için hayırlı olsun.. diyor.
Dava düştü.Zamanı kullanıp davayı düşürdünüz.Peki sizin zamanınız daha ne kadar biliyor musunuz ? Bilemezsiniz ülkeyi içten içe adaletli kılıyosunuz ya zamanın neye göre aşıma uğrayacağını bilemezsiniz...
Sivas'lıyım dediğiniz zaman bir soru sorarlar size.Yananlardan mısınız ? Yakanlardan mısınız ? Fazla söze ne hacet sanırım...
'Bana şiirlerinde şiirlerin de küfür etme diyorlar usulsüz.Lan bu kadar orospu çocuğunu nasıl anlatayım küfürsüz.' Can Yücel
'19 yıl önce Sivas'ta 35 kişiyi yakarak öldürenler tinerciler değil,kendilerine dindar diyenlerdi.' Can Dündar
Daha ne diyelim ki bu ülkeye.Ne ağıtlar yakalım ne türküler söyleyelim...Hepsi zaman aşımında...
10 Mart 2012 Cumartesi
ruh hali bir kaç satır...
Bir kaç satır yazmam lazım sanırım.Rahatlamak için yazmam lazım.Belki de kendimi daha iyi ifade edebilmek için yazmam lazım.Neyse işte bir kaç satır yazmam lazım.
Duygularım çok yoğun şu sıralar.Ama nasıl anlatacağımı bilmiyorum duygularımı.Hepsi birbirine karıştı sanırım.O kadar çok ağlamak istiyorum ki kimse durdurmasın beni saatlerce ağlıyım.Tek başıma değil ama birinin omuzunda sımsıkı sarılarak ağlamak istiyorum.Bana teselli cümleleri kullanmasın sadece kısacık saçlarımı okşasın...Neden ağladığımı sorgulamadan bir kere de anlasın.Ben hıçkıra hıçkıra ağlarken susturmasın beni.Ağlamamın önemini fark etsin sadece.
Ağlamamın da bir sebebi var tabi ki.Onu burada anlatsam sayfalarca yazsam yine kimse anlamayacak yine kimse anlamayacak.Ama tabi ki de anlıyorum cümlesi kullanılacak yine.Ve farkına varılmadan kalbim daha çok kırılacak.Teselli cümleleri kurulacak.'Alışacaksın , alışmak zorundasın , buda geçecek , zamanla her şey düzelecek...'
Daha sayabileceğim bir çok teselli cümlesi kurulacak.Ellerinden gelen bu olduğu için belki de bu teselli cümleleri.İşte kaçırdıkları bir nokta var.Teselli vermeye çalışmak o konunun üstüne gitmek birazda.Ve bunun can acıtması daha da fazla.Bu zamanlar da istediğim yada istediğimiz karşımızda ki insanların kafamızı daha fazla bu konuya yöneltmemesi.Mutlu olabileceğimiz taraflara doğru çekmesi.Ama bunu yapmak daha zor geliyor sanırım..
En kötüsü de bu zamanlarda ki hassas ruhumuzu anlamamak.Her şeye sinirleniyo olabiliyoruz.Normal olaylara bile düzgün bakamıyo olabiliriz.Birazda alttan almayı denemezse çevremde ki kimse bende ruhsuzlaşabilirim.Bende atacağım adımlarda sert olabilirim.Sadece biraz da olsa bu durumlar da beni idare etseniz olmaz mı ? Birazcık olsa çok istemiyorum birazcık...Onların da normal olarak dayanamamalarını anlayabiliyorum ama sadece birazcık...
Her insanın belli bir döneminde bu hallere girdiği kesin.Bu zamanlar da terslemedim kimseyi.Onlara tepki göstermedim.Ama nedense çevremde ki en yakınlarım bile şu sıralar o konumdalar.Böyle olunca dertlerimi sıkıntılarımı anlatmak istemiyorum artık.İçimde biriktiriyorum.Ne çok şey biriktirmişim içimde bilmiyorum bile.Ama yaşadıklarımı ben istemedim ki.Ben bir şey yapıpta pişmanlığından bu hale gelmedim ki.Ben hiç böyle birisi olmak istemedim ki.Çok şey istemiyorum ki birazcık anlayış.İnsanların bana baskılarından dolayı onlardan kendimi iter hale geldim.Ben onları gerçekten kaybetmek istemedim ki.
Gereğinden fazla şey istiyorum farkındayım.Duyguların aşıkken bile karşılıklı olması zor.Ailenin anlaması zor.Dostların anlaması zor.Ne kadar derinmişiz ki kimsenin duygularımızı anlamadığın farkına varamamışız...
Şimdi kalabalık içindeki yalnızlığımdayım yine.Boğazımda düğümlenen hıçkırıklarımla..Gözümde hazır bekleyen gözyaşlarımla..Binlerce kelimemle..Peki ne olucak bunlar ? Ne olacağı belli ben yine içimde her şeyi yaşamaya çalışacağım sahte gülümselerin ne olduğunu daha iyi keşfedeceğim.Ve en yakınıma dahi bunu yansıtmamayı deneyeceğim.Ne kadar doğru bu bilmem ama istenilen beklenilen bu benden...
Daha binlerce bir kaç satırım var benim.Bir gün birisi çıkıpta bana bu satırları yazmak yerine anlat dediğinde gerçekten bunu istediğinde ben daha huzurlu olacağım...
Duygularım çok yoğun şu sıralar.Ama nasıl anlatacağımı bilmiyorum duygularımı.Hepsi birbirine karıştı sanırım.O kadar çok ağlamak istiyorum ki kimse durdurmasın beni saatlerce ağlıyım.Tek başıma değil ama birinin omuzunda sımsıkı sarılarak ağlamak istiyorum.Bana teselli cümleleri kullanmasın sadece kısacık saçlarımı okşasın...Neden ağladığımı sorgulamadan bir kere de anlasın.Ben hıçkıra hıçkıra ağlarken susturmasın beni.Ağlamamın önemini fark etsin sadece.
Ağlamamın da bir sebebi var tabi ki.Onu burada anlatsam sayfalarca yazsam yine kimse anlamayacak yine kimse anlamayacak.Ama tabi ki de anlıyorum cümlesi kullanılacak yine.Ve farkına varılmadan kalbim daha çok kırılacak.Teselli cümleleri kurulacak.'Alışacaksın , alışmak zorundasın , buda geçecek , zamanla her şey düzelecek...'
Daha sayabileceğim bir çok teselli cümlesi kurulacak.Ellerinden gelen bu olduğu için belki de bu teselli cümleleri.İşte kaçırdıkları bir nokta var.Teselli vermeye çalışmak o konunun üstüne gitmek birazda.Ve bunun can acıtması daha da fazla.Bu zamanlar da istediğim yada istediğimiz karşımızda ki insanların kafamızı daha fazla bu konuya yöneltmemesi.Mutlu olabileceğimiz taraflara doğru çekmesi.Ama bunu yapmak daha zor geliyor sanırım..
En kötüsü de bu zamanlarda ki hassas ruhumuzu anlamamak.Her şeye sinirleniyo olabiliyoruz.Normal olaylara bile düzgün bakamıyo olabiliriz.Birazda alttan almayı denemezse çevremde ki kimse bende ruhsuzlaşabilirim.Bende atacağım adımlarda sert olabilirim.Sadece biraz da olsa bu durumlar da beni idare etseniz olmaz mı ? Birazcık olsa çok istemiyorum birazcık...Onların da normal olarak dayanamamalarını anlayabiliyorum ama sadece birazcık...
Her insanın belli bir döneminde bu hallere girdiği kesin.Bu zamanlar da terslemedim kimseyi.Onlara tepki göstermedim.Ama nedense çevremde ki en yakınlarım bile şu sıralar o konumdalar.Böyle olunca dertlerimi sıkıntılarımı anlatmak istemiyorum artık.İçimde biriktiriyorum.Ne çok şey biriktirmişim içimde bilmiyorum bile.Ama yaşadıklarımı ben istemedim ki.Ben bir şey yapıpta pişmanlığından bu hale gelmedim ki.Ben hiç böyle birisi olmak istemedim ki.Çok şey istemiyorum ki birazcık anlayış.İnsanların bana baskılarından dolayı onlardan kendimi iter hale geldim.Ben onları gerçekten kaybetmek istemedim ki.
Gereğinden fazla şey istiyorum farkındayım.Duyguların aşıkken bile karşılıklı olması zor.Ailenin anlaması zor.Dostların anlaması zor.Ne kadar derinmişiz ki kimsenin duygularımızı anlamadığın farkına varamamışız...
Şimdi kalabalık içindeki yalnızlığımdayım yine.Boğazımda düğümlenen hıçkırıklarımla..Gözümde hazır bekleyen gözyaşlarımla..Binlerce kelimemle..Peki ne olucak bunlar ? Ne olacağı belli ben yine içimde her şeyi yaşamaya çalışacağım sahte gülümselerin ne olduğunu daha iyi keşfedeceğim.Ve en yakınıma dahi bunu yansıtmamayı deneyeceğim.Ne kadar doğru bu bilmem ama istenilen beklenilen bu benden...
Daha binlerce bir kaç satırım var benim.Bir gün birisi çıkıpta bana bu satırları yazmak yerine anlat dediğinde gerçekten bunu istediğinde ben daha huzurlu olacağım...
28 Şubat 2012 Salı
bir sabah...
Bir
sabah uyanırsınız , nerden aklınıza geldiğini bilmediğiniz bir şarkıyla.Belki
hiç sevmediğiniz bir şarkı.Belki çok sevdiğiniz.Belki de uzun zamandır
dinlemediğiniz.Mırıldanıp durursunuz gün boyunca.Bana bu mırıldanmalar sakız
çiğnemek gibi gelir çoğu zaman.Rahatlamak gibi.Sanki gün boyunca yaptığımız
işlerin stresini böylece daha da hafifletiriz gibi.Size de öyle gelir mi hiç ?
Herkesin
farklı bir müzik zevki vardır malum.Herkes aynı müzikleri sevmek zorunda da
değildir.Ama yadırgama kısmında bunları göz ardı ediyoruz nedense.Şarkılardan
çokta onları söyleyenleri yadırgayıp onlara karşı kendi kendimize duvar
örüyoruz.Müzik tarzlarını sevmediğimiz adamlara duvarlar koyuyoruz.Onlar bizim
hayatımızın parçaları olmak zorunda kalıyorlar bu yüzden.Bir yerde şarkılarını
duyduğumuz da ilk olarak verdiğimiz tepki ;
-
Bu adamdan/kadından da nefret ediyorum.
Evladım
adamdan kadından bize ne ki.Duyduğun müziğin seni etkilemesi önemli değil mi ?
Pardon doğru aynı evde yaşıyorsunuz sana neler neler yaptı da nefret ediyorsun
sende haklısın.Ancak böyle bir durum olmalı ki nefret ediyorum diyebilesin
bence.Böyle bir tepki karşısında bende soru sorma isteğine giriyorum ve ;
-
Neden ki ?
-
Neden olsun adamın tipinde meymeret yok.
Evet
gerçeklerle yüzleştim.Adamın tipi müsait değil güzel müzikler yapmak için.Ve
adamdan nefret ediliyor.Bunun gibi daha bir çok neden var.Saçmalamaktan başka
yaptığımız bir şeyin olmadığınıda görmüş oluyoruz.Tabi buna katılmak zorunda
değilsiniz.Şahsi fikirlerim benim.Ama bunun doğruluğu siz katılmasanızda bir
çok insan için var.
Hayatınızda
ki müzikleri neyle yadırgadığınızın farkında değilsiniz.Şu sıralar da bir
çoğunuzun dilinde Can Bonomo var.Ne dediğini neler yaptığını anlamayacak kadar
da kapatmışsınız kendinizi.
Müzik
tarzının farklı olması, giyiniş tazının farklı olması, ses tonunun farklı
olması ,mimiklerinin hareketlerinin farklı olması... Sanırım size bu kadar
farklılık ağır gelir oldu.Eurovisiona katılmasına bu yüzden o kadar tepki
veriyosunuz belki de..
Ama
hiç kimse farkında değil adil bir yarışmaya katılmadığının.Sadece ülke
çıkarları olan bir yarışma.Kimsenin sesi müziği değerlendirilmeyecek yine rahat
olun..
Can’ın
şarkısına gelince duyunca eğlenilmeyecek bir şarkı değil.Ve Can’ın sesi +
mimikleri + hareketleri ile birleşince gereğinde fazla iyi hale bürünüyor.Dalga
geçen insanların da neyin kafasını yaşıyorlar bilmiyorum.
Bir de tabi eurovisiona katıldığını duyunca da aşık olanların sayısı bilmem kaç kat arttı.Komik ve ironik diyorum sadece.Popüler kültür olma çabası buda...
Bir sabah uyanırsınız aklınızda bir müzik sizi düşüncelerden düşüncelere atar işte...
27 Şubat 2012 Pazartesi
Deniz'e bir kaç satır...
Doğum günün bugün.Yıllar önce hırçın bir Ankara gününde doğmuştun.Ülkenin hırçın 'Deniz'i olacağın belliydi o zamanlardan belki de.Bu hırçınlığın fikirlerin yüzünden di ama bunu fark etmeyecek kadar saçma bir ülke de dünyaya gelmiştin.Doğrularını kabul etmeyen bir ülke de...
Ailenin her ailede olduğu gibi senin için planları vardı.İstekleri vardı.Sen onlar için umuttun.Sen onların gözbebeğiydin.Sen onların hayattki en büyük hediyeleriydin.Onlara ilk gülümsediğin zaman onlarında seninle yeniden doğduğu gündü belki de.Onlar senin ilk gülüşünle hayat bulmuştu ve bilmezlerdi ki bir gün...Bir gün o son gülüşünle binlerce milyonlarca insana umut olacağını.Senin fikirlerinle varolacaklarını...
Bugün senin doğum günün.Fikirlerinin duruşunun bu kadar zor olduğu bir ülke de hala yaşıyor olabilseydin beraber olurduk belki de..Evine küçük bir pastayla gelirdim.Sadece bir mum olurdu pastanın üzerinde.Sen o mumu üflerken ne düşündüğünü merak ederdim bende.Ama sen sadece yüzünde o mükemmel tebessümünü bulundururdun.İnsanın içine işleyen o gülüşünü...
İyi ki o gülüşü saklamamışsın kimseden...
26 Şubat 2012 Pazar
bir kahramanı kaybetmek...
Süper kahramanlar...Hayatımız da her zaman bir yerleri vardır.Hepimizin bir süper kahramanı da vardır.Küçüklükten edindiğimiz bu süper kahramanlar o zamandan itibaren bize bir çok şey öğretir.İdolümüz olur kısaca.
Güçlü olmayı öğretirler.Dürüst olmayı öğretirler.Ahlak kurallarını onlarla birleştiririz biraz.Ve daha iyi anlarız.Hayal dünyamızı geliştirirler.Her engeli aşabileceğimizi gösterirler bize.Kimi detaycı olmayı öğretir.Kimi de araştırmacı olmayı öğretir.Küçüklükten bize aşılarlar bir çok şeyi.
Aşık olmayı öğretirler belki de en başta.Her süper kahramanın sevdiği biri vardır çünkü.Ve bu sevgi süper kahramanlıktan farklı bir şekilde güçlüdür.Belki de en süper güçleri budur.
Peki yıllar geçtikçe bu süper kahramanlarımıza ne olur ? Ölümsüz olmadıkları halde ölümden her defasında kurtulurlar.Ve biz onları hiç ölmez ki süper kahramanlar diye düşünür dururuz.Peki büyüdük biz ve onlar hala aynı mı kaldı ? Ölmediler mi yada hastalanmadılar mı hiç ? Evlenmediler mi yada çocukları olmadı mı ? Onlara ne oldu ? İşte en acı nokta da bu sanırım onlar için.Onları küçükken idol almışken şu an onların ne yaptıklarını bilmemek.Onları unutmak.İlgilenmemek kısacası.Her nesilin bu yüzden farklı süper kahramanları var sanırım.
Biz büyüdükçe neden onları unutur olduk ki ? Belki de sorunun cevabı bellidir.Kendimize yeni kahramanlar bulduğumuz için.Bir zamanlar büyüdüğümüz kahramanları unutturacak kadar sevebileceğimiz kahramanlar bulduğumuz için.O kadar güçlü iken onlara olan sevgimiz yerini nasıl da başkasına verebiliyoruz hayret doğrusu.Kalbimiz ne kadar geniş sevgilere sahip oysa ki.Unutulmaması gereken kahramanları yok saymasına gerek kalmayacak kadar geniş...
Hepimizin yıllardır içinde büyüttüğü kahramanları da vardır tabi.Benim kahramanım süper kahramanım babamdı.Dı kısmına takılmayın ona bir şey olmadı hala hayatta ama kahraman olmayı bıraktı.Kendi seçimi değildi belki de bırakmak ama artık o benim süper kahramanım değil.
Onunla aramızda ki ilişki belki diğer çocuklara göre bir tık üsteydi.İyi anlamda da kötü anlamda da.Hayatımda ki eksik olan parçaları tamamlamak için uğraştı çoğu zaman.İki insanın birbirini tamamlamasıydı belki de bizimki.Onun eksik yanı benim eksik yanım bir bütün oluşturmuştu.İnsanın bu duygulara sahip olması için aşık olmasına gerek kalmıyor bazen.Babamın küçük aşkıydım ben.Oda benim süper kahramanım.Ben büyüdükçe onu anladıkça daha da sevdim onu.Kızdığım zamanlar da oldu tabi ki.Hatta nefret ettiğimi sandığım zamanlar.Ama ben büyüdükçe anladım onu.Sevdim onu.Çoğu zaman sakinleştirdim onu.Biz beraber büyüdük.Ama verdiği yanlış kararlara dur demenin bir faydası olmadı.Kararları ve seçimleri kahramanı götürdü benden...Bir kahramanı kaybetmek bu kadar basit ve kolay olur mu diye düşünürseniz sanırım değil.Ama zaman ve getirdikleri onu kahraman yapmıyor artık gözümde...Onu sevmiyor değilim ama kahramanım değil artık..
Şimdi yeni bir kahraman bulmak ne yazık ki kolay değil.Çünkü ne hissettiğimi ne düşündüğümü önemseyen bir kahraman yok.Her şeyi basit hale getirmekten başka yapılan bir şey yok.Bir kahramanım olsun diye arayışım da yok zaten.Sadece bir kahramanı kaybetmenin acısı ve burukluğu var içimde o kadar...
Siz hiç bir kahramanınızı kaybettiniz mi ?
Güçlü olmayı öğretirler.Dürüst olmayı öğretirler.Ahlak kurallarını onlarla birleştiririz biraz.Ve daha iyi anlarız.Hayal dünyamızı geliştirirler.Her engeli aşabileceğimizi gösterirler bize.Kimi detaycı olmayı öğretir.Kimi de araştırmacı olmayı öğretir.Küçüklükten bize aşılarlar bir çok şeyi.
Aşık olmayı öğretirler belki de en başta.Her süper kahramanın sevdiği biri vardır çünkü.Ve bu sevgi süper kahramanlıktan farklı bir şekilde güçlüdür.Belki de en süper güçleri budur.
Peki yıllar geçtikçe bu süper kahramanlarımıza ne olur ? Ölümsüz olmadıkları halde ölümden her defasında kurtulurlar.Ve biz onları hiç ölmez ki süper kahramanlar diye düşünür dururuz.Peki büyüdük biz ve onlar hala aynı mı kaldı ? Ölmediler mi yada hastalanmadılar mı hiç ? Evlenmediler mi yada çocukları olmadı mı ? Onlara ne oldu ? İşte en acı nokta da bu sanırım onlar için.Onları küçükken idol almışken şu an onların ne yaptıklarını bilmemek.Onları unutmak.İlgilenmemek kısacası.Her nesilin bu yüzden farklı süper kahramanları var sanırım.
Biz büyüdükçe neden onları unutur olduk ki ? Belki de sorunun cevabı bellidir.Kendimize yeni kahramanlar bulduğumuz için.Bir zamanlar büyüdüğümüz kahramanları unutturacak kadar sevebileceğimiz kahramanlar bulduğumuz için.O kadar güçlü iken onlara olan sevgimiz yerini nasıl da başkasına verebiliyoruz hayret doğrusu.Kalbimiz ne kadar geniş sevgilere sahip oysa ki.Unutulmaması gereken kahramanları yok saymasına gerek kalmayacak kadar geniş...
Hepimizin yıllardır içinde büyüttüğü kahramanları da vardır tabi.Benim kahramanım süper kahramanım babamdı.Dı kısmına takılmayın ona bir şey olmadı hala hayatta ama kahraman olmayı bıraktı.Kendi seçimi değildi belki de bırakmak ama artık o benim süper kahramanım değil.
Onunla aramızda ki ilişki belki diğer çocuklara göre bir tık üsteydi.İyi anlamda da kötü anlamda da.Hayatımda ki eksik olan parçaları tamamlamak için uğraştı çoğu zaman.İki insanın birbirini tamamlamasıydı belki de bizimki.Onun eksik yanı benim eksik yanım bir bütün oluşturmuştu.İnsanın bu duygulara sahip olması için aşık olmasına gerek kalmıyor bazen.Babamın küçük aşkıydım ben.Oda benim süper kahramanım.Ben büyüdükçe onu anladıkça daha da sevdim onu.Kızdığım zamanlar da oldu tabi ki.Hatta nefret ettiğimi sandığım zamanlar.Ama ben büyüdükçe anladım onu.Sevdim onu.Çoğu zaman sakinleştirdim onu.Biz beraber büyüdük.Ama verdiği yanlış kararlara dur demenin bir faydası olmadı.Kararları ve seçimleri kahramanı götürdü benden...Bir kahramanı kaybetmek bu kadar basit ve kolay olur mu diye düşünürseniz sanırım değil.Ama zaman ve getirdikleri onu kahraman yapmıyor artık gözümde...Onu sevmiyor değilim ama kahramanım değil artık..
Şimdi yeni bir kahraman bulmak ne yazık ki kolay değil.Çünkü ne hissettiğimi ne düşündüğümü önemseyen bir kahraman yok.Her şeyi basit hale getirmekten başka yapılan bir şey yok.Bir kahramanım olsun diye arayışım da yok zaten.Sadece bir kahramanı kaybetmenin acısı ve burukluğu var içimde o kadar...
Siz hiç bir kahramanınızı kaybettiniz mi ?
23 Şubat 2012 Perşembe
bulmaca :)
Hayatın bir bulmaca
olduğunu söylerler çoğu zaman bize.Ve bize ne kadar marjinal gelir bu
cümle.Bulmaca.. Çözülmesi gereken bir bulmaca.Doğumdan ölüme kadar süre gelen
bir bulmaca...
Bulmaca çözmek ne kadar
kolaydır aslında.Herşeyin bir cevabı vardır.Hepsinin bir yeri vardır.Hepsinin
bir sayısı vardır.Hepsini yerine doğru ve düzgün yerleştirdiğin de bulmaca
çözülmüş olur.Anlatınca sanki çok kolaymış gibi geliyor insana.Ama hayatımızda
bunu yapmanın zorluğunu unutuyoruz sanırım.
Hayatımızın benzetilmiş
olduğu bulmaca anlatılınca kolay gelebilir mi acaba bize ? Çözmemiz gereken
onca sorun var ki hayatta kaçınılmaz sonlar aslında bunlar.Sorunsuz bir hayat
beklemek tabi ke mümkün olamaz.Ama sorunların çözüleceği bir hayat beklemek
neden mümkün olmasın ki.Neden sorunlara umutsuzca yaklaşırız ki hemen.Çözümü
mutlaka vardır.Ama bunu da yine nedeni bilinmez bir şekilde yok sayarız.Hayatta
acı çekmeyi sorunlar içinde yaşamayı kendimize amaç edinmişiz gibi...
Hayatımız bir
bulmaca.Gazetelerde ki bulmacalardan da farkı kalmamaya başlamış bir bulmaca
sanki.Bize sorulan kelimeyi artık bulmak kolay.İnternet denilen şey hayatımıza
girdiğinden bu yana zor soru kelime de kalmadı zaten.Herşey daha basit hale
büründü.Kendi hayatımız da da bu hale geldi.İnternetten aşkı yaşayanlar var
mesela.Bağımlı olanlar var internete.Onsuz bilgi kaynağı yokmuş gibi
davrananlar var.Kitap gazete okumayı unutupta marjinal olmak için buralardan
okunan yazılar var...Hayatımızı gazetelerde ki bulmacalardan daha basit hale
getirir olmuşuz aslında..
Bulmacayla hayatı
bütünleştirmek denilince farklı hislere kapılırım ben.Sözcük bulmaca denilince
söylediğim kelimelerin anlamlı olması gerektiğini fark ederim.Böylece
insanların beni tanımasına olanak sağlarım.Onların hayatlarına bir parça
dokunmuş olabilirim bu sayede..Çifte bulmaca da hayatın döngüsünü fark ederim.O
döngü deki yaşanmışlıkların hislerine bürünürüm biraz.Sözcük avında herşeye
rağmen dikkatli olmayı öğrenirim.Kalan harfleri birleştirdiğim de oluşan deyim
kendi kelimelerimin dışında kalan bir çok deyimi gösterir bana.Mozaikse parça
bütünü koyar ortaya.Hayatımda ki parça bütünler gibi..
Sayı bulmaca...Sayı bulmaca
da sayıların uyumu içinde ki yaşantımızı düşünürüm.Bazen anlamsız gelen
sayıların hayat noktamız olduğunu fark ederim.Odak noktamızdır kelimelerden
sonra sayılar.Düşünsenize her alanda var olan sayılar en önemliyken önemsizde
olabiliyorlar.Bizim bazı insanları en
önemliyken önemsiz yapabileceğimiz gibi.Hayatta kelimelerden çok
sayılara takılırız mesela.Farkına varmadan herşeyin sayısını çıkarırız
kafamızda.Bu gün aynı şeyi şu kadar yaptım diye düşünmek gibi en basit haliyle.
Ve iki resim arasında ki 7 fark.Çocuk oyunu gibi gelir insanlara.Ama iki kişi arasında ki 7 fark gibi gelir bana.Sanki aşk için 7 fark gerekliymiş gibi.Böylece bütün haline gelir insanlar... :)
Bulmaca çözmek zordur.Çok
karışıktır aslında yerine yerleştirmek.Yapabileceğimiz bir hata yanlışlarıda karmaşıklığıda yanında
getirir.Ve tekrar nerede yanlış yaptığımızı bulup bunu düzeltmeye
çalışırız.Pişmanlıklar keşkeler haline bürünür belki de...
Ama ama hayatımızı ne
olursa olsun sınırlandırmamalıyız.O küçük bulmaca karelerinin dışını da
bilmeliyiz her zaman.Kapatmak yerine açmalıyız kendimizi.De kime söylüyorum
bunu ben dimi :) İnsanların başka pencereden bakmaları imkansız olmuş.Sabit
fikirli toplum halinden çıkamaz olmuşuz.
Olmuşlar demek
istiyorum.Bunların içinden çoktan sıyrıldığımı düşünüyorum artık.Evren denilen
o güzel olgu sayesinde.He bir de 'tatalım ve ceren' sayesinde .:):)
18 Şubat 2012 Cumartesi
yine bir teşekkür
İnsanlar o kadar kesin kurallar koymuşlar ki ; hayatlarında ki duvarları dağlar haline getirmişler aslında.Farkına varmayı bile kesmişler.Bunlar arasında aşk kavramı da var tabi ki.Aşık olmayı çerçeve haline alır olmuşlar.Dışına çıkmaları imkansızmış gibi de davranır olmuşlar...
Ve en önemlisi kendilerini toplumun kurallarına uydurmaya çalışmışlar.Aşık olunacak kişi kavramları belli artık onlar için.Yakışıklı/güzel olması lazım.(Kendisi dünyanın en yakışıklısı/güzeli ya ondan herhalde :D)Romantik olması lazım.Yoksa maazallah ölüme kadar yolu var.(İntiharla biten ayrılıklar bile söz konusu :D) Romantik olma kavramı da belli.Özel günlerde hediyeler alınsın.Bir yerlere götürülsün.Yeni moda sosyal paylaşım sitelerinde 'sevgilim var benim anlayın bakın ne kadar romantik neler yapıyor benim için sizin böyle sevgiliniz var mııııı ?' mantığı tabi.Romantikliğin ölümü aslında da kafa almıyor işte ne yaparsınız :)
Her şeyi kurala bağlayan toplum içinde benim gibi hissedenler de vardır diye düşünüyorum.Evet aşk konusunda benim de özel isteklerim var sanırım ama kural haline getirmediğim isteklerim.Ben mimikleri seviyorum.Kalp atışımı hızlandırmaya yetecek mimikleri.Heyecanlanmayı hatırlatan mimikleri.Bana bakışı gülüşü ses tonu...Ve benim gibi hissetmesi.Bunun dışında önemli olan ne var ki ?
Aslında bu yazıyı son zamanlarda bana bu hissi tekrardan yaşatan birisi için yazıyorum.Ki onun bu yazıyı okuyup okumayacağı umrumda değil.Sadece ona bana yaşattığı hisler için teşekkür etmek istiyorum.Bana bunlarını yaşattığını bilmediği halde hemde :)
Onunla tanışalı uzun zaman olmadı aslında.Tanışalı demiyelim de ben onu göreli diyelim...Kızlarla planladığımız o mükemmel gecede göreli.İlk gördüğüm zaman birine benzerliğinden dolayı dikkatimi çekmişti.Sonra..Sonra benzerlikten dolayı değildi onu izlemem.Mimikleri..Ses tonu , bakışı , hareketleri.. Hepsi benim kalp atışımı hızlandırmak için yetmişti bile.Sadece ismini tesadüf olarak duymuştum ve öylece aklımda kalmıştı.Bitmişti o gece ve ne zaman tekrar görürdüm onu bilmiyorum.Ama yine evrenin sayesinde ben onun hakkında çok şeyi öğrendim.Biraz da sosyal paylaşım sitesinin sayesinde tabi :):)
Daha sonra da kendisiyle tanışmış oldum.Ki bu hakikaten büyük tesadüfler ve evrenin sayesinde oldu.Ama tanışmamızın nedeni farklıydı tabi.Neyse oda kalsın artık :) Sohbet alanımız olmadı hiç.Bunun hüznü yok içimde.Ben onu fırsatım oldukça izleme şansını yakalayabiliyorum zaten.O an sanki birbirimize tutkulu aşıkmışız gibi hissediyorum kendimi.Evrenin farklı bir boyutuna adım atar gibi.Kalbimi avucumda tutuyorum.O bana baksa yanıma gelse avucumda ki kalbimi hemen verebilecekmişim gibi..Çünkü mimikleri ses tonu beni heyecandan başka bir hisse sürüklemiyor...
Ona aşık mıyım ? Hayır.Ona aşık değilim.Ben onu böyle de yaşamış oldum.İstediğim belki de fazlası değil.Bana yaşadığımı hatırlatan hisleri tekrardan verdi.Bu yüzden teşekkür ediyorum.Hayatımın en güzel yerinde duruyor işte.Fazlasını istemeye gerek yok..Hayatında biri olsa da üzülmem.Dedim ya aşık değilim.Ama onu görünce gülümsememek bu hisleri yaşamamak zor galiba.. Onun bana alttan alttan bakması sonrası da halim perişan tabi ki :) Ama bu özel bir neden değil.Herkesle bir iletişi var.Tabi 'ayy bana baktı kesin oda bana karşı bir şeyler hissediyor' mantığına bürünmüyorum o tarz kızlar gibi.. :)
O bilmese de bunlar çok güzel şeyler benim için teşekkür ederim...
Bence aşk bu işte.Fazlası değil.Bir gülüşle heyecanlanmak ses tonunda uçmak bakışlarda kendine gelmek...
Romantik olmaya gelince de lütfen bana çiçeklerden kedilerden böceklerden bahsetmeyin..Basitleştirmeden yapılan özel duygulara hislere romantik diyebilirim ancak..
Bide ikimizinde müzik zevki aynı :)
Bide ikimizinde müzik zevki aynı :)
Bu arada kendinize kesin kurallar koymak yerine sadece hissetmeyi deneseniz olmaz mı ?..
14 Şubat 2012 Salı
15 Şubat :)
Malum bugün 15 şubat.Yani bitti o insanların abarttığı gün.Her türlü abartıydı bana göre.Kimi sevgilisi yok diye abarttı , kimi sevgilisi uzakta diye , kimi sevgilisinden yeni ayrıldı diye , kimi de sevdiği kişiden karşılık bulamadı diye... O kadar çok ki aslında bu kimiler ama en genel haliyle bu sanırım.Bir de tabi ki hediyeciler vardı.
Toplumda ki mallaşma diyorum ben.Sadece abartıdan uzak bir toplum olma aşamasına geçemediğimiz için kızıyorum sanırım yapılanlara.
Tabi kide insanın hayatında özel birinin olması güzel bir şey.Onu hissetmek mimiklerinde heyecanlanmak sesinde kendini bulmak... Bunlar gerçekten özel hisler.Ama bunu bir günde özelleştirmek çok saçma.Bir günden ibaret mi sevgiliniz.Sevdiğinizin olduğunu anlamanız.Hediye almanız veya sürpriz yapmanız.Bunu düşünmeden çevrenizde ki her olaya balıklama atlamanız.Sevgiliyle özel bir gün mü istiyosunuz ilk birbiriniz için heyecanlandığınız gün olsa bu mesela ? Ama bunu düşünmek yerine kendinizi toplum hareketlerinin kısıtlamasından alıkoyamıyorsunuz.Toplumda ki mallaşma işte burada devreye giriyor :)
Sevgilisi uzakta olanlar bu günden mahrum kaldı dimi ahh ahh vah vah ne olacak şimdi.Bu ilişki mesafeler yüzünden bitmez ama bu gün birlikte olunamadı diye biterse de şaşırmamak lazım dimi.Tabi uzakta nasıl buluşacaklar hediye de gelmedi.İnsanlar yalnız sandı.Bu bir felaket olsa gerek.Şimdi işiniz yoksa bu saçma nedenden dolayı sevgilinizin gönlünü alın.Tabi alabilirseniz.Ben buna da kısaca toplumda ki mallaşma diyorum :)
Kimi de aylardır yıllardır sevdiği çocuktan karşılık bulamadı diye ya da o kişinin hayatında birisi var diye yakındı durdu.Da neden yani bir insana bu kadar körü körüne bağlanmak.Hadi onu geçtim.Bu günde sanki onu kaybetmiş gibi feryat figan yakmak.Oldu olacak helvasını da yapalım.Malum her gün sanki o hayatı yaşamıyorlarmış gibi davranıyorlar ya :) Bu birazda özenti oldu aslında.Bu kadar gerçekleri görmeyecek halde değillerdi.Toplumda ki mallaşmanın sonucu bu da :)
Sanırım en zavallıları sevgilisi olmayanlardı.Çoğu içten içe kendini yedi bitirdi.Marjinal olabilmek içinde sosyal paylaşım sitelerinde bu günün abartısından bahsettiler.Evet bana göre de abartı ama bunu isyankar hale getirmenin mantığı yok ki.Toplum ne yaparsa uygun adım marş kısmından çıkamadık.Bu arada en zavallıları arasında 14 Şubat öncesi hemen ilişki durumunu güncelleyenler de var bence.Son dakika golü onlar.Şut ve gooooooolllllllllll :D Millet yalnız sanmasın aman forsumuz bozulur :D Mallar işte :D
Sevgilisi olan ve senin olmadığını bilen insanların bir çoğu da sana laf çarpmaya çalışır ya o kısımda bitiyorum sanırım.Aaa yalnız mısın sen hala ? yada Sevgililer gününde ne yapıcaksın ?( ki ben burada sanane cevabını hep söylemek isterim ama işte :) gibi sorular gelir ilk önce.Sonra seni sokmak istedikleri psikoloji de bunalım isyan olur.Olanlar var yani :)
Ayy ne yapıcaz sevgililer günü tüh tüh bu sene de yanlız girdik oturup ağlayalım mı ne dersiniz yalnızlar ? Ya da hadi dışarı çıkıp kaynaşalım sevgili olalım hem de 15 Şubat ta :D Yeni bir gün daha olur millete işte.Toplumdaki yeni mallaşmaya vesile oluruz.Güzel de olur yani ;)
Hediye kısmına gelemiyorum bile.Gelmemek en iyisi sanırım.Beraber olalım yeter diyen bir insandan hediye beklemeye devam etme mantığını henüz çözemedim de ben.Tabi bunların bir de hediyeyi beğenmeyenler kısmı var.Neyse hiç girmeyeyim onlara.Kapitalizmi de işin içine atan marjinal olmak isteyen insanlardan szö etmiyorum bile.Ettim mi ki ? :)
Evet bugün toplumsal mallaşmayı 14 şubatla işledik çocu.. Pardon şaşırdım :)
Bir kaç öneri hava alın.Oksijen iyi gelir.
Birde sosyal paylaşım sitelerinde isyankar gençlik diye bir gizli toplum örgütü var artık.Dikkatli olmalıyız hayatımıza sızmaya çalışıyorlar.
Toplumda ki mallaşma diyorum ben.Sadece abartıdan uzak bir toplum olma aşamasına geçemediğimiz için kızıyorum sanırım yapılanlara.
Tabi kide insanın hayatında özel birinin olması güzel bir şey.Onu hissetmek mimiklerinde heyecanlanmak sesinde kendini bulmak... Bunlar gerçekten özel hisler.Ama bunu bir günde özelleştirmek çok saçma.Bir günden ibaret mi sevgiliniz.Sevdiğinizin olduğunu anlamanız.Hediye almanız veya sürpriz yapmanız.Bunu düşünmeden çevrenizde ki her olaya balıklama atlamanız.Sevgiliyle özel bir gün mü istiyosunuz ilk birbiriniz için heyecanlandığınız gün olsa bu mesela ? Ama bunu düşünmek yerine kendinizi toplum hareketlerinin kısıtlamasından alıkoyamıyorsunuz.Toplumda ki mallaşma işte burada devreye giriyor :)
Sevgilisi uzakta olanlar bu günden mahrum kaldı dimi ahh ahh vah vah ne olacak şimdi.Bu ilişki mesafeler yüzünden bitmez ama bu gün birlikte olunamadı diye biterse de şaşırmamak lazım dimi.Tabi uzakta nasıl buluşacaklar hediye de gelmedi.İnsanlar yalnız sandı.Bu bir felaket olsa gerek.Şimdi işiniz yoksa bu saçma nedenden dolayı sevgilinizin gönlünü alın.Tabi alabilirseniz.Ben buna da kısaca toplumda ki mallaşma diyorum :)
Kimi de aylardır yıllardır sevdiği çocuktan karşılık bulamadı diye ya da o kişinin hayatında birisi var diye yakındı durdu.Da neden yani bir insana bu kadar körü körüne bağlanmak.Hadi onu geçtim.Bu günde sanki onu kaybetmiş gibi feryat figan yakmak.Oldu olacak helvasını da yapalım.Malum her gün sanki o hayatı yaşamıyorlarmış gibi davranıyorlar ya :) Bu birazda özenti oldu aslında.Bu kadar gerçekleri görmeyecek halde değillerdi.Toplumda ki mallaşmanın sonucu bu da :)
Sanırım en zavallıları sevgilisi olmayanlardı.Çoğu içten içe kendini yedi bitirdi.Marjinal olabilmek içinde sosyal paylaşım sitelerinde bu günün abartısından bahsettiler.Evet bana göre de abartı ama bunu isyankar hale getirmenin mantığı yok ki.Toplum ne yaparsa uygun adım marş kısmından çıkamadık.Bu arada en zavallıları arasında 14 Şubat öncesi hemen ilişki durumunu güncelleyenler de var bence.Son dakika golü onlar.Şut ve gooooooolllllllllll :D Millet yalnız sanmasın aman forsumuz bozulur :D Mallar işte :D
Sevgilisi olan ve senin olmadığını bilen insanların bir çoğu da sana laf çarpmaya çalışır ya o kısımda bitiyorum sanırım.Aaa yalnız mısın sen hala ? yada Sevgililer gününde ne yapıcaksın ?( ki ben burada sanane cevabını hep söylemek isterim ama işte :) gibi sorular gelir ilk önce.Sonra seni sokmak istedikleri psikoloji de bunalım isyan olur.Olanlar var yani :)
Ayy ne yapıcaz sevgililer günü tüh tüh bu sene de yanlız girdik oturup ağlayalım mı ne dersiniz yalnızlar ? Ya da hadi dışarı çıkıp kaynaşalım sevgili olalım hem de 15 Şubat ta :D Yeni bir gün daha olur millete işte.Toplumdaki yeni mallaşmaya vesile oluruz.Güzel de olur yani ;)
Hediye kısmına gelemiyorum bile.Gelmemek en iyisi sanırım.Beraber olalım yeter diyen bir insandan hediye beklemeye devam etme mantığını henüz çözemedim de ben.Tabi bunların bir de hediyeyi beğenmeyenler kısmı var.Neyse hiç girmeyeyim onlara.Kapitalizmi de işin içine atan marjinal olmak isteyen insanlardan szö etmiyorum bile.Ettim mi ki ? :)
Evet bugün toplumsal mallaşmayı 14 şubatla işledik çocu.. Pardon şaşırdım :)
Bir kaç öneri hava alın.Oksijen iyi gelir.
Birde sosyal paylaşım sitelerinde isyankar gençlik diye bir gizli toplum örgütü var artık.Dikkatli olmalıyız hayatımıza sızmaya çalışıyorlar.
7 Ocak 2012 Cumartesi
özet
Her şeyin kısa özetini geçiyorum.Bugün kokteyl var ve benim saçım başım dağınık.Bilgisayarım geldi ama ben görsel basında durmalıyım.Ve yazımı hiç başlamadan sonlandırıp çıkmalıyım.Çok işim var çünkü :/
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)