2 Ocak 2012 Pazartesi

2012'nin İlk Yazısı

Ve buda 2012'nin ilk yazısı.En son yazımın başlığından esinlenmiş oldum biraz.2012'nin ilk iş gününden merhaba.Merhaba kısaca her yeni gelene.
Yeni gelen dedim de aklıma direk Star'ın yeni logosu geldi.Gözümüze sokar gibi bir hali var logoyu.Yeni bir yayın grubunun almasıyla yani yine yeni yeniden el değiştirmesiyle bünyesini de logosunu da değiştirdi.İyi mi oldu derseniz bence olmadı.Sevmedim yeni logoyu.Eski havası kalmamış gibi geldi.Tabi birde eski havasını sevmeyen bir insan olarak iticilik kısımlarını zorladı gibi geliyor bana.Star'ı oldum olası sevmezdim zaten.Babasını ... Pardon Kemal Sunal'ın filmine gitti bir an aklım.O kadar sevmem işte.
Ama şimdi büyük yatırımlar sonucu diğer kanalların bir çok dizisini bünyesine katarak yatırım yapmış oldu.Gerçekten de yaptı.Muhteşem Yüzyıl'ın izleyicilerini düşünürsek gerçekten büyük bir yatırım oldu.Tabi Muhteşem Yüzyıl'ın ekibine Mehmet Günsür'de dahil edilince baya baya güzel oldu.
Daha bir çok dizi var yeni Star'da.Benim ilgimi çeken sadece 1 Kadın 1 Erkek oldu.Buna gerçekten sevinen kitleler arasında bende yer aldım.İşin hakkını veren iki oyuncu olunca Star'a da katlanabilirim sanırım.Neyse zamanla onlardanda soğuma sebebim haline gelebilirler.
Bir de şöyle bir durum var.Dün akşam Star'daki filme takılıp bitene kadar izlemek.Bu yüzden bu kadar bilgi sahibiyimdir belki de.
Film dedim de dün akşamki film 2012'ydi.Hani şu mayaların takviminden esinlenerek yapılmış film.Geç izlememe rağmen sevdim filmi.Görsel efektleri sevdim.Gerçekliğe yakındı.Ama kurtuluş planına gelince o kısımda takıldım.Teknolojinin sınırlarını filmde bu kadar çok kullanmalarınada takıldım.Tüm o kargaşalara rağmen uydu sistemlerinin bozulmaması da en güzeliydi zaten.Türkiye olarak biz yoktuk her zamanki gibi.İnsanlar teknolojinin sınırlarını mükemmel kullanırken bizimkiler de Dünyayı Kurtaran Adam'ın Oğlu diye film çeksinler.Aradaki farkları saymıyorum siz düşünün artık.Filmi önerme kısmına gelince de kendi fikrinizi edinmeniz açısından izlemelisiniz.Mayaların kuramına göre 12.12.12 de ölüyoruz.Salı gününe geliyor.En iyisi işe gitmemek olur o zaman :)

Neyse işte asıl olan benim dün şikayet ettiğim Star'ı izlemiş olmam.Kendimle çelişki yaşadım sanırım.Ama şu an yazı yazma sebebimde o.Bu avantajıda var yani :)
Yeni yılın ilk blog yazısında iş yerinden seslendim yine.Pazartesi sendromu var çoğu insan da ama ben iyiyim şimdilik.Ama sadece şimdilik.... :)

31 Aralık 2011 Cumartesi

2011in son yazısı

2011 in son gününden merhaba.Ve koskoca bir yıl bitti.Zamanın nasıl geçtiğini  bu zamanlar da anlarız en çok belki de.Geçerken farkına varmayız kimi zaman.Ama biter zaman işte.Öyle bir yıl daha bitti benim için.Çok şey yaşadım.Acı da tatlı da.Düşününce yüzümü gülümseten anılarımıa hatırlamak istiyorum her zaman.Bunu ne kadar başarabiliyorum bilmiyorum.Ama çabalıyorum en azından.Siz de denesenize :)
Bir yılda hayatımda neler değişti diye düşünüyorum da çok şey var hakikaten.Duygularımı yoğun yaşadığım bir dostluğa kavuştum.Farkına geç vardım da diyebilirim.Geç ama belki deolması gereken zaman bu diye de düşünüyorum.
Yeni bir işe başladım.Bu son haftası oldu ama olsun.Yeni bir başlangıç oldu benim için.
Uzun zamandır yaşamadığım hisleri bana tekrar yaşatan birisiyle tanıştım.Herhangi birşey olmadı ama bunu hissettiğim için tekrar şanslıydım.
İçimi acıtan birini tamamen unuttum.Karşılaşmaktan korkarken karşılaştığım andaki rahatlama sayesinde unuttum.Ve bunun huzurunu yaşadım.
Yeni bir çok insanla tanıştım.Ve hayatlarına bir şekilde yardımcı oldum.
Film konusunda en verimli yılım oldu.Bol bol film izledim.
Yine yazın kilo verdim ve sonbahardan itibaren verdiklerimi almaya başladım.
Evde bir çok yemek denemesi yaptım.Bir kaçında başarılı oldum sadece.
En severek yaptığım iş olan reklam yazmalarımı geliştirdim.Bir tanesini de çekme şansım oldu.Ve yarışmaya katıldım.(Kaybettim.Ama benden daha iyileri varken onlar bile kazanamadı o kadar adil bir yarışmaydı işte )
Müzik tarzımı tamamen değiştirdim.Kendimi daha iyi anlatan şarkılar seçtim.
Ameliyat oldum.İlk kez.Kıl dönmesinden hemde.Ne kadar acı çektiğimi hatırlamak bile üzücü.Hasta olarak geçirdim bu yılımıda diyebilirim.
Bir çok kıyafet aldım.Yeni yeni cicilerim oldu.Ve beni mutlu etti bu.
Konsere gittim.Gecenin bir yarısı eve döndüm.En güzel ilklerimden biriydi.Ve tatalımla beraber yaptık bunu.
Yüzme çalışmalarım çalışmaya devam ederek sonuçlandı.Yanma çabalarım  da kızarmadan biraz da olsa gerçekleşti.
Bazı insanlara yalan söylemek kaldığım zamanlarım oldu.
Param bazen oldu bazen olmadı.
Fotoğraf çekilmeye biraz daha alıştım.Ama hala fotojenik olamıyorum.
Babaannemle anlaşamadığımız konularda sert tartışmalara girdim.Babam yüzünden ağladım.
Van için Rock konserine gittim.Nedense her zaman aklıma gelir. 
En önemlisi kendime güvenimi kazandım ve değişim içerisine girdim.
Daha yazılacak bir çok şey var aslında ama bunlar var şimdilik.Sizinde düşününce aklınıza bir çok şey geleceğine inanıyorum.
Yeni yıl yılbaşı eğlenceleri hala benim için o kadar çok önemli değil.Hayatımın büyük bir yerini kaplayacak kadar değil.Yeni bir gün beni zaten mutlu huzurlu hissetmeye yetiyor ve artıyor.Akşam içinde Tatalım ve Ceren'imle beraber olmak isterdim.Beraber oturmak bile rahatlatırken iyi gelebilirdi.Ama artık seneye diyelim :) Akşam ki planımıza gelirsek evde yeme partisi düzenliyoruz.O kadar çok yemek yapılıyor ki şimdiden duba olacağım belli.Bir de bu var tamam içmek mantıklıda bu kadar çeşitli yemek abartı bence.Neyse hevesleri kırılmasın evdekilerin yapsınlar :) Tabi içme kısmındada ben kopuyorum.Ama ne yapabilirim bünyem sağlam değil demek ki :) Her gün içmiyorum ya...
İş yerinden bu kadar.Yeni yılınız umut dolu olsun :) 

Özel Teşekkürler :
Tatalım bir yıl boyunca senide üzdüm çoğu zaman bunun farkındayım.Bunun için özür diliyorum.Ama her zaman ne olursa olsun yanımda olduğun bana verdiğin desteğin için teşekkür ederim.
Ceren'im bir yıl boyunca attığım triplere katlandığın, yanımda olduğun için ve bana yaptığın o güzel kahvaltı ve yemekler için teşekkür ediyorum.
Babaannem sen bu yazıyı okuyamayacaksın ama hayatımın en önemli kişisi sensin.Bana hayatım boyunca yaptığın herşey için binlerce kez teşekkürler.
Geri kalan herkesede normal teşekkürler :)
Seviyorum Sizi :)



30 Aralık 2011 Cuma

İş Yerinden Merhaba :)


İş yerinden merhaba.
Uzun bir zaman sonra artık bende iş hayatına girdim.Girmek zor derler ya benim ki Tatalım sayesinde çok kolay oldu.Bir şeyleri başarmaya başlamak diyelim yada.Tatalım ne diye merak ediyorsanız o benim en yakın arkadaşım :) Bir gün konuşurken 'tatlım' yerine 'tatalım' dedik ve öyle devam ettik.Tapalım gibi bir şey oldu belki de :)
Neyse iş hayatımdan devam edelim.Memur hayatı gibi işim var diyebilirim kısaca.Ve bugün 5. günüm.Gereğinden fazla zorlanıyorum erken kalkmalara.Yatma bünyesine alışmamak şimdiden size verebileceğim en önemli tavsiyelerden biri belki de.Tembellik felsefem haline gelmişken şu an bunu aşma çabasından öğlen aramdan yazıyorum.
Yeni iş yerlerine alışmak zordur.Şu an kendimden bahsediyorum zorlanıyorum.İnsanlara alışmak zor.Oturduğum sandalyeye bilgisayara klavyeye aklınıza gelebilecek herşeye alışmak zor şu anda.Ama bir iki hafta içinde bunuda aşmayı düşünüyorum.Herşeye alışmak zamanın verdiği en güzel hediyelerden biri olsa gerek bizim için.
Yaptığım işe gelirsemde ilk haftam sonuçta ve iyi gidiyorum diyebilirim.Ben böyle diyorum ama acaba onlar ne düşünüyor onu bilmek zor.Deneme süreci bittiği zaman bunuda öğrenmiş olacağız hep beraber.Bilgisayarla internet dışında bu kadar haşır neşir olmamıştım.Evde internete girmek bile istemiyorum.Parmak kaslarımı zorluyorum.
Sabah erken kalkmalar varya zor geliyor ama bir yerde rahatlama kısmıda yer alıyor.Tek siz değilsiniz çünkü.Sabah trafiği insanların işlerine koşturmaları hepsi sizi rahatlatıyor.Ve işinizi doğru yapmanız da en öenmli rahatlama sebebiniz.Yolda dinlediğiniz radyo kanalı , havanın yüzünüze çarpan soğuk esintisi... Ve tabi gergin size bağıran insanlar :D Hayatınız bir düzen haline bürünüyor.Ama ama kısmıda var işte. Bu amalarda sizin hayatınızı belirler.Herkese göre farklıdır bunlar.
Benimde amalarım var şu an.Zamanı gelince öğrenebileceğiniz amalar :)
ve molam bitti.İş yerinden bugünlük bu kadar.Özetlerle kısa zaman sonra beraber olmak dileğiyle hoşça esen kalın :D

26 Ekim 2011 Çarşamba

öğretmen'im



Hafta sonumu öğretmen olarak değerlendirdim.Evet evet baya gidip dershanede öğretmenlik yaptım.Çocukken bebeklerime yaptığım öğretmenlikle alakası olmadığını görmüş oldum.Heyecan verici olduğu kesindi.Öğretmenim dediklerinde ne diyeceğimi şaşırdım , sınav kitapçıklarını ve optikleri dağıtırken elim ayağım titredi.Ama bunların hepsi heyecan verici ve güzeldi.Tabi sonradan alışmamak elde olmuyo ve öğretmen havasına büründüm bile ben.Bir kaç saatliğine dahi olsa bürünmemek elde değil tabi :D
Nasıl bir öğretmen olduğuma gelincede sınavdan çıkarken herkesin ‘her sınav dönemi siz olsanız keşke’ demeleri beni iyi bir öğretmen yapıyor.Bunun nedenide şu :
-Telefonla uğraşmalarına + birbirlerine mesaj atmalarına
-Birbirleriyle konuşmalarına yardım etmelerine , izin vermemdi.Tabi bunların yanında benim onların gülmelerine katılmam ve bir kaç soruyu baya anlata anlata cevaplamama da dayanıyor.Böyle öğretmene hayır denilebilir mi :D
Benimde dershane döneminde o sıralarda o sıkıntıyı çekmiş olmam gözümün önünde gitmedi hiç.Ama şu bir gerçekçi öğretmen olmak ve sınavda birilerinin başında olmak paha biçilemez bir haz…Oturduğunuz yerden kişi tahlilleri bile yapıyosunuz ( onlar sinir stres yaparken :D ) Gizliden çekmeye çalıştığım birde fotoğrafım var :D



23 Eylül 2011 Cuma

kompozisyon

Orta okul yıllarımda ödev olarak bize kompozisyon konusu verirlerdi.Eve gider gitmez konuyu düşünüp ertesi güne yetiştirmek üzere kompozisyon yazmaya çalışırdım.Şimdilerde ödevler proje şeklinde ve internet nitelikli.Her neyse.Yazdığımız kompozisyonları öğretmenimiz toplar beğendiklerini de okuturdu.Şu an belki o kadar heyecan verici durmuyor ama o zamanlar gereğinden fazlasıyla heyecan vericiydi.Ve çok önemliydi.Hangimizinki beğenilecek diye merak ederdik.Tabi beğenilenler arasındaysak havalanmamak elde olmuyordu :)
O zamanlar hayat gayemiz çok farklı , hayatımız sakin , sorunlarımız küçük , dünya sınırımız kısıtlı...Kendi dünyanıza göre yazıyorsunuz kompozisyonları.
Dün gece şans eseri kompozisyon defterimi buldum.Bi kaç tane var içinde.Kendi yazdıklarıma güldüm ve acıdım kendime.Neleri bilmiyomuşum ki dünyaya farklı bakabiliyomuşum...O zamanlara geri dönmek isterdim aslında...Birini yazmak istiyorum buraya.Aynı kelimeleri kullanıyorum.Yanlış yazılmış aynı kelimeleri :) Ama giriş gelişme sonuç kısmını ayarlamışım yaniiii :D:D


Adı : HAYALİMDEKİ İSTANBUL


İstanbul tarihi eserleri , kültürü , doğal güzellikleri bakımından önemli bir yere sahiptir.
İstanbul tarihi eserlerimizi bu güne kadar korumuş , çevremize zarar vermeden doğamızı da korumuştur.Aslında çevreye zarar verenlerin , hayvanların yok edenlere suç veya ceza tutanağı düzenlemek gerekir.Trafikte düzeni bozanlara ceza tutanağı düzenlemek gerekir.Ve zaten trafik düzeni ile ilgili çok sayıda önlemler alınmıştır.Ama yine de dikkat edilmelidir.Denizlere sayısızca çöp atılmaktadır.Aslında çevreyi kirletmekle ellerine ne geçeceklerini anlamıyorum.Belediyeler genelde her yere çöp kutuları koymuşlardır.Bunlara atsalar hem çevremiz kirlenmez , doğamızı korumuş oluruz.Zaten her hafta çöp kamyonu gelip bunları boşaltmaktadırlar.Yani bir küçük çocuk bile çevreye çöp atsa bir başka biri daha atsa  bu çöpler bir çöplüğü oluşturur.Oysa bir başka insan oraya çöp atmak yerine o çöpü oradan alıp çöp kutularına atabiliriz.Bi kaç yıl sonra eminim çöplük yuvaları olan doğal çevremiz belki de daha iyi olucaktır.
Çevremize zarar verenlerin , kurallara uymayanların bu sorunları dahada arttırdıklarına inanıyorum.Belkide cahilliktendir.Ama ben hayalimin gerçekleşmesini istiyorum.


                                                                                                     642  7/B Gizem YALÇIN






:):):)  

22 Eylül 2011 Perşembe

sakinim...

Sakinim.Sakinim.Sakinim.Hayır anlamıyorum ki bi türlü.Tamam diziyi sevebilirsiniz.Başrol oyuncusunu sevebilirsiniz.Hatta aşık olabilirsiniz tabi platonik olarak.Bunlara da artık bir şey demiyorum ama yeter artık.Facebook , Tumblr veya başka sosyal ağlarda görmek istemiyorum.Yakınım olan insanlarda bunu yapınca daha fazla çaba göstermem gerekiyo sakin olmam için.Tamam sakinim.Sakinim.Sakinim.
Bende hayranlık duyuyorum bazı kişilere tabikide.Ama onlar üstün yaratıklar bunu KıvançTatlıtuğ'la karşılaştırınca anlamamk zor olmasa gerek :):) Mesela son zamanlarda hormonlarımın katkısıyla Volkan diyorum sadece :) Hmm şimdi acaba hangi diziden hangi Volkan diye düşünüyo olabilir misiniz ? Şimdi dizide çok bulmanız zor olsa gerek...Ben en iyisi basın açıklamamı yapıp sizi o güzel dizileri düşünmekle yormiyim :)
Öhöm öhöm... Evet son zamanlarda dediğim gibi hormonlarımın katkısıyla Volkan diyorum ve sürekli onu izliyorum.Mimiklere önem veren bir insan olarak Volkan'a hayran olmamak imkansız tabikide.Aynı zamanda zeki,çevik,yakışıklı ve ahlaklıda.Her neyse asıl mevzu şu ki bir dizi oyuncusu değil.Tabi kendi projelerini saymazsak :) BATESMOTELPRO ve Volkan...Kimden bahsettiğimi anlamayacak insanlarda var ya neyse...
Birden Volkan diyince farkettim de sakinimmmm....

18 Eylül 2011 Pazar

çocukken yolculuk...

Çocukken babaannemle her yaz bir yerlere yolculuk yapardık.Ve ben bu yolculuklara bayılırdım.
Yolculuklarımda tünele girdiğimizde : ' babaanne gece oldu hadi uyuyorum ben ' der gözlerimi kapatırdım.Tünelden çıkınca ' sabah oldu ' der ve babaannemi öperdim eğlenirdim...
Her koltukta şimdiki gibi televizyon yoktu o zamanlar.Sadece bir televizyon vardı ve hangi filmi açarlarsa onu izlemek zorunda kalırdık.Aslında ben zorunluluk değil mutluluk olurdu.Severdim tekrar tekrar aynı filmi izlemeyi.Kemal Sunal'ı , Adile Naşit'i , Şener Şen'i ve bir çoğunu...
Severdim eski yolculukların heyecanını...Camdan dışarı baktığımda gördüğüm her evin içindeki yaşamları merak ederdim.Ben yolculuk yaparken ne yaparlardı acaba ? Ağlarlar mı yoksa gülerler miydi ? Sonra dikkatimi arabalar çekerdi cama yapışır onları izlerdim.Nereye bu koşturmaca diye merak ederdim.Çocukken her şey merak ediliyo galiba :) 
Önümdeki arkamdaki insanları incelerdim.Kimi korkar gibiydi yolculuktan.Kimi de zorlanmış gibiydi yolculuğa.İnsanların mimiklerinden anlaşılması kolay durumlardı bunlar.Kimi ise mutlu ve heyecanlı olurdu tıpkı benim gibi.Maceraya yolculuk yaptığımı hissederdim :)
Yaşlı insanların yüzlerindeki çizgileri izlerdim.Babaannemi incelediğimden kolay gelirdi bunu yapmak.Neler yaşadıklarını merak ederdim hayaller kurardım.Daha çok insanların mutlu olup olmadıklarını merak ederdim.Eğer babaannem birisiyle konuşursa dikkatle bende dinlerdim.Böylece söyledikleri kelimelerde onları bulabilirim diye düşünürdüm.Gizli keşfedilmeyi bekleyen insanlardı onlar.Hayatta önemli olmayı bekleyen insanlardı.
Mola kısmı yolculuğun en sevdiğim kısmıydı.Normalde evde yemediğim her şey orada cazip gelirdi birden.Yemek isterdim.(tek nedeni dışarıda olduğu içinde olabilir :)) Ama babaannem tecrübeli olduğu için istediğim değil istediğini yedirirdi.Bende hep surat asardım.Bunun çözüm yolunuda bulmuştu o.Hemen gidip pişmaniye alırdı bana ve ben hemen surat asmayı bırakırdım.Onların tadı sanki başka hiç bir yerde yoktu çok severdim onları.Yemek kısmında utanan insanlar görürdüm.Gizli gizli yemek yiyen insanlar.Anlamazdım bu yüzden olsa gerek hep acıma hissi besledim onlara.
Uyuma vaktinde ise küçük yastığımı babaannemin dizine  koyar uyurdum.Çok hoşuma giderdi orada uyumak.Babaannemin sıcaklığı , arabanın yavaş yavaş ilerlemesi , insanların horultusu...Ama ben ufak tefek rahat rahat yatarken onunda rahat yattığını düşünürdüm.Şimdi anlıyorum ki aslında hiç de rahat değilmiş...Benim yolculuklarımın anlamı babaannemdi...
Ve yolun sonu.En mutlu kısım o olurdu.Bizi bekleyen birileri.Sımsıkı sarılıp öpüp koklaşma.
Şimdi sadece bavulumu alıp çıkıyorum.Kimseyi inceleyemiyorum artık.Kimseler incelenmeyi kabul etmiyo artık.Çocuklar dış dünyayı incelemek yerine televizyonlarını açıp çizgi film izlemeyi tercih ediyorlar.Bağırmaktan başka yaptıkları hiç birşey yok...
Eskisi gibi değil artık yolculuklarım.Belki bende eskisi gibi değilim...

2 Haziran 2011 Perşembe

cancağızlar :)

Güzel bir günün ardından uyuyamamak doğal olsa gerek.İki hafta önce lanet olasıca bir kıl yüzünden ameliyat oldum.İnanılmaz şekilde bir kıl dönmesi hayatımıda dönüm noktasına soktu.Sürekli yüz üstü yatmaktan sıkıldım bunaldım.Tabi bu durumu tatil olarak görenlerde var.Yorum bile yapmak istemiyorum onlara.Çektiğim acının ne demek olduğunu bilmedikleri için bunu sadece gülerek karşılıyorum.Her neyse bitti gitti ve ben yeni yeni ayaklandım diyebilirim.Asıl konu bugün yanıma gelen canım dostlarım :) Onlar için bu yazıyı yazmak istiyorum.Ne yazsam boş gelicekmiş gibi geliyor çünkü anlatamıycam kadar çok seviyorum onları.Onları görünce kendime geldimde diyebilirim.Yedik içtik güldük.Çok güzel bir duygu sana değer veren onlarla zamanın nasıl geçtiğini anlamadığın aynı duygulara sahip dostlarının olması.Çok seviyorum onları.İyiki hayatımdasınız.Seviyorum sizi.Birbirimizden öğreneceğimiz çok şey var :)

hissetmek...

Şimdi ruhunuzun derinliklerine dokunan insanlar vardır.Aşk yaşamazsınız ama sizde bir yerlerdedirler hep.Anlarlar sizi.Severler sizi.Yardım ederler size.Dinlerler sizi.Size sizi hatırlatırlar.Ruhunuzun derinliklerinde bulabilirsiniz onları.Aslında isimlendiremezsiniz ne olduğunu.Tam aşk değildir.Tam arkadaşlık değildir.Farklı duyguların bir araya gelmesidir onu diyebiliriz sadece.Tam aşkta yaşanmaz tam dostlukta.Seversiniz ama hangi duygudur bilinmez.Sevgi vardır ruhunuza dokunduğu için.Asıl mesele odur zaten.Ruha dokunmak.Aslında o kadar kolaydır ki bir kalbe dokunmak onu hissetmek farkında değilsinizdir sadece.
Bir kalbi hissetmek ona dokunmak ne kadar zor olabilir ki tüm kapıları size açılmışken...

1 Mart 2011 Salı

Sanırım SEVİYO-rum ...

Hayatta neyi ne kadar sevdiğimiz gerçekten çok önemli.Siz ne kadar sevgi gösterir gönderirseniz o kadar alacağınıza iddaya girebilirim.Tabi bu gerçekten sevmekle ilgili.Sevdim olmuyo öyle şeyler diyenler sevgilerini hiç bir zaman kullanamamış ona inanmamış kişilerdir.Sevgiye inanmakla neleri başarabileceğinize siz bile inanamazsınız.Klasik bir laf vardır ya 'elmayı seviyorsun diye onunda seni sevmesini bekleme' bence beklemeliyiz.Ben elmayı severek yiyorsam gerçekten o elma damağımda güzel bir tat bırakır.Karşılıklı iletişim neden elma ve ben arasında da olmasın ki :)
Yaşamayı seviyorum.Sevmeyen insanda yoktur diye düşünüyorum.Yaşamı sevmemek nasıl olabilir ki.Her gün yeni bir umut bence.Güneş gidince yerini aya bırakıyorsa geri geleceğinin müjdesidir bu.
Çevremde sürekli şikayet eden memnuniyetsizlik çerçevesi içinde yaşayan insanlar var ve ben bu insanlara rağmen hayatımı mutlu kılabiliyorum.Bir insan başkası için hayatını mahvedebiliyorsa zaten memnun olmasını beklemek zor dimi.Hayatım mükemmel gitmeye bilir ama ben yinede sevmek için mutlu olmak için nedenler bulabiliyorum.Seviyosam seviliyorumdur.Seviyo-rum seviliyorum :)

Blog yazmayıda seviyorum her zaman yazamıyorum ama yazma hevesim gelince koşa koşa yazmaya geliyorum.Hem blog yazmasamda takip ettiğim insanların yazılarını okuyup zaman geçirmek paha biçilmez oluyor.Tabi hepsinin ki değil :) Hatta çok güzel projeler çıkıyor karşınıza.Mesela geçen cumartesi şans eseri evdeydim ve yeni bir blog keşfettim.Güzel yazıları var ve benim karşıma ilk çıkan olayda bir destek yarışması bilgilendirme yazısıydı.Toplum gönüllüleri ve Fotopyanın ortak düzenlediği 8 Mart ' a özel 'Erkeklik İstisnai Bir Durumdur' adlı proje.Gerçekten güzel düşünülmüş ve 3.sü düzenlenen bir proje.Fotoğrafla anlatılmaya çalışılıyor herşey.Toplumsal cinsiyet konusunda farklılık yaratmak adına bende projeye katılmak istedim ve deeeee yaptım :) Son gün 1 Marttı ve benim kısıtlı zamanda bir şey bulmam gerekiyodu.Eski fotoğraflara bakarak belkide pek bi yakınlığı olmayan ama benim kısa zamanda olduğu için içime sinen fotoğraflar çektik.Sabahın erken saatlerinde canım Ceren'imi ve fotoğraftaki asıl oğlan olan Burak'ı ayağa diktim ve çekimler başladı.Eğlenceli bir işmiş tabi bi okadarda zor.Fikrimi beğenmeyenlerde oldu ama benim hoşuma gittiği için yaptım.Ve yolladım.Kazanmasamda mutluyum ben :) Fotoğrafı yükleyemedm buraya ama adı 'koruma içgüdüsü'ydü.Düşününce anlaşılır belki :DTekrar yayında yapımda emeği geçen arkadaşlarıma teşekkür ediyorum :) Sizleride çok seviyorum...
Bu akşam birazda çakır keyif dediklerinden bi akşam geçirdim sevdiklerimle.Bol kahkahalı bol dedikodulu hafif loş ortam hoş müzik ve bizim koltuklarda uyku pozisyonuna geçmemiz üstüne adamın gelip uyumak yasak demesi.Türk halkım benim seviyorum sizi :):)
Tatalımdanda hafta içinde izlemek için güzel bir film önerisi kaptım : siyah kuğu...